KelimelerBağlaçlar NotlarımPremium
Ana Sayfa › Kelimeler › Fen › 2021

YÖKDİL 2021 Fen Çıkmış Kelimeler

2021 YÖKDİL Fen oturumunda çıkmış kelimeler, anlamları ve akademik örnek cümleleriyle. Ücretsiz çalış, not al, PDF indir.

48 kelime · 2021 Fen

diversity

☆
çeşitlilik
Biodiversity loss threatens the diversity of species within fragile ecosystems.
Biyoçeşitlilik kaybı, kırılgan ekosistemlerdeki türlerin çeşitliliğini tehdit etmektedir.

measurement

☆
ölçüm, ölçü
Accurate measurement of atmospheric carbon dioxide levels is critical for climate modeling.
Atmosferik karbondioksit seviyelerinin doğru ölçümü, iklim modellemesi için kritik öneme sahiptir.

durability

☆
dayanıklılık
The durability of the new polymer was tested under extreme temperature conditions.
Yeni polimerin dayanıklılığı, aşırı sıcaklık koşullarında test edildi.

identification

☆
kimlik saptama
The identification of novel biomarkers has revolutionized early cancer diagnosis.
Yeni biyobelirteçlerin tanımlanması, erken kanser teşhisinde devrim yaratmıştır.

specialty

☆
ihtisas, uzmanlık
Her specialty in molecular genetics enabled the team to decode complex gene interactions.
Moleküler genetik alanındaki uzmanlığı, ekibin karmaşık gen etkileşimlerini çözmesini sağladı.

pattern

☆
model, desen
Researchers identified a distinct pattern of gene expression in the affected tissue samples.
Araştırmacılar, etkilenen doku örneklerinde belirgin bir gen ifade örüntüsü tespit ettiler.

sensitive

☆
hassas, duyarlı
The instrument is highly sensitive to fluctuations in electromagnetic radiation.
Bu cihaz, elektromanyetik radyasyondaki dalgalanmalara karşı son derece hassastır.

suspicious

☆
kuşkulu
The review board found several suspicious anomalies in the reported experimental data.
İnceleme kurulu, rapor edilen deneysel verilerde birkaç kuşkulu anomali buldu.

practical

☆
kullanışlı, pratik
The study demonstrated practical applications of nanotechnology in water purification.
Çalışma, nanoteknolojinin su arıtımındaki pratik uygulamalarını ortaya koydu.

repetitive

☆
tekrarlayıp duran
Repetitive strain injuries are common among laboratory technicians who perform manual tasks daily.
Tekrarlayan zorlanma yaralanmaları, günlük olarak manuel görevler yapan laboratuvar teknisyenleri arasında yaygındır.

simultaneously

☆
eş zamanlı olarak
The sensors were designed to simultaneously monitor temperature, humidity, and pressure.
Sensörler, sıcaklık, nem ve basıncı eş zamanlı olarak izlemek için tasarlandı.

privately

☆
özel olarak
The clinical trial was privately funded by a pharmaceutical corporation.
Klinik çalışma, bir ilaç şirketi tarafından özel olarak finanse edildi.

entirely

☆
tamamıyla, tümüyle
The hypothesis was entirely disproved by the results of the controlled experiment.
Hipotez, kontrollü deneyin sonuçlarıyla tamamen çürütüldü.

desperately

☆
mutsuzca
Conservationists are desperately working to protect endangered species from extinction.
Çevreciler, nesli tükenmekte olan türleri yok olmaktan korumak için umutsuzca çalışmaktadır.

endure

☆
dayanmak, katlanmak
Certain extremophilic organisms can endure temperatures exceeding 100 degrees Celsius.
Bazı ekstremofilik organizmalar, 100 santigrat derecenin üzerindeki sıcaklıklara dayanabilir.

regret

☆
pişman olmak
Scientists regret that insufficient data collection in the early stages compromised the study.
Bilim insanları, erken aşamalardaki yetersiz veri toplamanın çalışmayı tehlikeye attığından dolayı üzüntü duymaktadır.

differentiate

☆
farklılaştırmak
Stem cells have the remarkable ability to differentiate into various specialized cell types.
Kök hücreler, çeşitli özelleşmiş hücre tiplerine farklılaşma konusunda olağanüstü bir yeteneğe sahiptir.

appreciate

☆
takdir etmek
To fully appreciate the complexity of the human genome, interdisciplinary collaboration is required.
İnsan genomunun karmaşıklığını tam olarak takdir edebilmek için disiplinler arası işbirliği gerekmektedir.

intervention

☆
müdahale
Early intervention in neurodegenerative diseases can significantly slow cognitive decline.
Nörodejeneratif hastalıklara erken müdahale, bilişsel gerilemeyi önemli ölçüde yavaşlatabilir.

abundance

☆
çokluk, bereket
The abundance of phytoplankton in coastal waters serves as an indicator of ecosystem health.
Kıyı sularındaki fitoplankton bolluğu, ekosistem sağlığının bir göstergesi olarak hizmet eder.

deprivation

☆
yoksunluk, bereketsizlik
Sleep deprivation has been linked to impaired cognitive function and weakened immunity.
Uyku yoksunluğu, bozulmuş bilişsel işlev ve zayıflamış bağışıklıkla ilişkilendirilmiştir.

replacement

☆
yenisiyle değiştirme
Joint replacement surgery has become one of the most common orthopedic procedures worldwide.
Eklem değiştirme ameliyatı, dünya çapında en yaygın ortopedik prosedürlerden biri haline gelmiştir.

priority

☆
öncelik
Developing effective vaccines for emerging viruses remains a global health priority.
Ortaya çıkan virüsler için etkili aşılar geliştirmek, küresel bir sağlık önceliği olmaya devam etmektedir.

conversion

☆
dönüşüm, dönüştürme
The conversion of solar energy into electricity has become increasingly cost-effective.
Güneş enerjisinin elektriğe dönüştürülmesi giderek daha uygun maliyetli hale gelmiştir.

exposure

☆
maruz kalma
Prolonged exposure to high levels of noise can lead to permanent hearing loss.
Yüksek düzeyde gürültüye uzun süreli maruz kalma, kalıcı işitme kaybına yol açabilir.

vital

☆
çok önemli
Clean water access is vital for preventing the spread of waterborne diseases.
Temiz suya erişim, su kaynaklı hastalıkların yayılmasını önlemek için hayati öneme sahiptir.

deliberate

☆
kasti
The deliberate introduction of predator species can disrupt the balance of an ecosystem.
Yırtıcı türlerin kasıtlı olarak tanıtılması, bir ekosistemin dengesini bozabilir.

trivial

☆
önemsiz
What may appear to be a trivial variation in gene expression can have significant phenotypic effects.
Gen ifadesinde önemsiz görünen bir farklılık, önemli fenotipik etkilere sahip olabilir.

distract

☆
dikkatini dağıtmak
Environmental noise can distract participants and introduce bias into behavioral experiments.
Çevresel gürültü, katılımcıların dikkatini dağıtabilir ve davranışsal deneylere önyargı katabilir.

resolve

☆
çözmek
Advanced microscopy techniques can resolve structures at the nanometer scale.
Gelişmiş mikroskopi teknikleri, nanometre ölçeğindeki yapıları çözümleyebilir.

magnify

☆
övünmek, meth etmek
Electron microscopes can magnify specimens up to two million times their original size.
Elektron mikroskopları, numuneleri orijinal boyutlarının iki milyon katına kadar büyütebilir.

temptation

☆
cezbedicilik, şeytana uyma
The temptation to overinterpret preliminary results can lead to premature conclusions.
Ön sonuçları aşırı yorumlama eğilimi, erken sonuçlara varılmasına yol açabilir.

approach

☆
yaklaşım
A multidisciplinary approach is often required to address complex environmental problems.
Karmaşık çevre sorunlarını ele almak için genellikle disiplinler arası bir yaklaşım gereklidir.

investment

☆
yatırım
Increased investment in renewable energy technologies is essential for a sustainable future.
Yenilenebilir enerji teknolojilerine artan yatırım, sürdürülebilir bir gelecek için gereklidir.

opportunities

☆
imkan, fırsat
Advances in artificial intelligence have created new opportunities for biomedical research.
Yapay zekadaki gelişmeler, biyomedikal araştırma için yeni fırsatlar yaratmıştır.

habits

☆
huy, alışkanlık
Dietary habits play a significant role in the development of metabolic disorders.
Beslenme alışkanlıkları, metabolik bozuklukların gelişiminde önemli bir rol oynar.

productions

☆
üretim, imal
Agricultural productions have increased substantially due to advances in genetic engineering.
Genetik mühendislikteki ilerlemeler sayesinde tarımsal üretim önemli ölçüde artmıştır.

efficient

☆
etkili, verimli
Photosynthesis is one of the most efficient energy conversion processes found in nature.
Fotosentez, doğada bulunan en verimli enerji dönüşüm süreçlerinden biridir.

devastating

☆
yıkıcı, harap eden
The devastating impact of deforestation on biodiversity has been well documented.
Ormansızlaşmanın biyoçeşitlilik üzerindeki yıkıcı etkisi iyi belgelenmiştir.

vulnerable

☆
hassas, savunmasız
Immunocompromised patients are particularly vulnerable to opportunistic infections.
Bağışıklığı zayıflamış hastalar, fırsatçı enfeksiyonlara karşı özellikle savunmasızdır.

irregular

☆
düzensiz
Irregular heartbeat patterns may indicate underlying cardiovascular abnormalities.
Düzensiz kalp atışı örüntüleri, altta yatan kardiyovasküler anormalliklere işaret edebilir.

coherently

☆
tutarlı olarak
The theory must be articulated coherently to gain acceptance within the scientific community.
Teori, bilim camiasında kabul görmesi için tutarlı bir şekilde ifade edilmelidir.

slightly

☆
belli belirsiz, çok az
The experimental group performed slightly better than the control group on cognitive tests.
Deney grubu, bilişsel testlerde kontrol grubundan biraz daha iyi performans gösterdi.

dissolve

☆
eritmek, çözmek
Certain acids can dissolve calcium carbonate, contributing to the erosion of limestone formations.
Bazı asitler kalsiyum karbonatı çözerek kireçtaşı oluşumlarının erozyonuna katkıda bulunabilir.

excavate

☆
kazı yapmak
Paleontologists excavate fossil beds to uncover evidence of prehistoric life forms.
Paleontologlar, tarih öncesi yaşam formlarının kanıtlarını ortaya çıkarmak için fosil yataklarında kazı yapar.

come in

☆
moda olmak
New diagnostic technologies come in as older methods are phased out of clinical practice.
Eski yöntemler klinik uygulamadan kaldırılırken yeni teşhis teknolojileri revaçta olmaya başlar.

refer to

☆
atıfta bulunmak
The authors refer to several landmark studies in their discussion of evolutionary theory.
Yazarlar, evrim teorisi tartışmalarında birkaç önemli çalışmaya atıfta bulunmaktadır.

split up

☆
bölünmek, ayrılmak
The research team decided to split up the workload to accelerate data analysis.
Araştırma ekibi, veri analizini hızlandırmak için iş yükünü bölmeye karar verdi.