KelimelerBağlaçlar NotlarımPremium
Ana SayfaKelimeler › Sosyal › 2025

YÖKDİL 2025 Sosyal Çıkmış Kelimeler

2025 YÖKDİL Sosyal oturumunda çıkmış kelimeler, anlamları ve akademik örnek cümleleriyle. Ücretsiz çalış, not al, PDF indir.

37 kelime · 2025 Sosyal

tradition

gelenek
Oral tradition has long served as the primary vehicle for transmitting cultural knowledge across generations in pre-literate societies.
Sözlü gelenek, yazı öncesi toplumlarda kültürel bilginin nesiller arasında aktarılmasında uzun süredir temel araç olarak hizmet etmektedir.

belief

inanç
The belief that education serves as a catalyst for social mobility has been a central tenet of modern welfare-state ideology.
Eğitimin sosyal hareketlilik için bir katalizör görevi gördüğü inancı, modern refah devleti ideolojisinin temel bir ilkesi olmuştur.

value

değer
Cultural value orientations have been shown to influence individual decision-making processes in cross-national survey research.
Kültürel değer yönelimlerinin, uluslararası karşılaştırmalı araştırmalarda bireysel karar alma süreçlerini etkilediği gösterilmiştir.

norm

kural, norm
Social norm theory posits that individuals conform to perceived behavioral expectations within their reference groups.
Sosyal norm teorisi, bireylerin referans grupları içindeki algılanan davranışsal beklentilere uyum sağladığını ileri sürmektedir.

custom

gelenek, adet
The custom of gift exchange in many societies serves not merely an economic function but also reinforces social bonds and hierarchies.
Birçok toplumda hediye alışverişi geleneği yalnızca ekonomik bir işlev görmekle kalmaz, aynı zamanda sosyal bağları ve hiyerarşileri de pekiştirir.

revolution

devrim
The Industrial Revolution fundamentally altered labor relations and precipitated unprecedented rural-to-urban migration patterns.
Sanayi Devrimi, iş ilişkilerini temelden değiştirmiş ve benzeri görülmemiş kırdan kente göç hareketlerini tetiklemiştir.

conflict

çatışma, anlaşmazlık
Ethnic conflict often arises from perceived inequalities in resource distribution and political representation among distinct population groups.
Etnik çatışma, genellikle farklı nüfus grupları arasında kaynak dağılımı ve siyasi temsilde algılanan eşitsizliklerden kaynaklanır.

regime

rejim, yönetim biçimi
The transition from an authoritarian regime to a democratic system of governance requires the establishment of robust institutional safeguards.
Otoriter bir rejimden demokratik bir yönetim sistemine geçiş, güçlü kurumsal güvencelerin oluşturulmasını gerektirmektedir.

treaty

antlaşma
The ratification of the treaty marked a turning point in the diplomatic relations between the two historically adversarial states.
Antlaşmanın onaylanması, tarihsel olarak düşman olan iki devlet arasındaki diplomatik ilişkilerde bir dönüm noktası olmuştur.

colonialism

sömürgecilik
The legacy of colonialism continues to shape economic disparities and institutional frameworks in formerly colonized regions.
Sömürgeciliğin mirası, eski sömürge bölgelerindeki ekonomik eşitsizlikleri ve kurumsal yapıları şekillendirmeye devam etmektedir.

behavior

davranış
Prosocial behavior, including altruism and cooperation, has been extensively examined within the framework of evolutionary psychology.
Özgecilik ve iş birliğini de kapsayan toplum yanlısı davranış, evrimsel psikoloji çerçevesinde kapsamlı bir şekilde incelenmiştir.

attitude

tutum, tavır
Public attitude toward immigration policy is shaped by a complex interplay of economic anxiety, cultural identity, and media framing.
Göç politikasına yönelik kamuoyu tutumu, ekonomik kaygı, kültürel kimlik ve medya çerçevelemesinin karmaşık etkileşimi tarafından şekillenmektedir.

identity

kimlik
The construction of national identity is frequently mediated through state-sponsored education systems and commemorative practices.
Ulusal kimliğin inşası, sıklıkla devlet destekli eğitim sistemleri ve anma uygulamaları aracılığıyla gerçekleştirilmektedir.

interaction

etkileşim
Symbolic interactionism posits that meaning is constructed through the process of social interaction rather than being inherent in objects themselves.
Sembolik etkileşimcilik, anlamın nesnelerin kendisinde var olmaktan ziyade sosyal etkileşim süreci aracılığıyla inşa edildiğini ileri sürmektedir.

motivation

motivasyon, güdü
Intrinsic motivation, driven by personal interest and satisfaction, has been shown to produce more sustained engagement than extrinsic rewards.
Kişisel ilgi ve tatmin tarafından yönlendirilen içsel motivasyonun, dışsal ödüllerden daha sürdürülebilir bir bağlılık sağladığı gösterilmiştir.

curriculum

müfredat
The reform of the national curriculum reflected a shift in pedagogical priorities toward critical thinking and interdisciplinary learning.
Ulusal müfredat reformu, pedagojik önceliklerin eleştirel düşünme ve disiplinler arası öğrenmeye doğru kaymasını yansıtmıştır.

literacy

okuryazarlık
Digital literacy has become an indispensable competency in the contemporary knowledge economy, extending well beyond basic reading and writing skills.
Dijital okuryazarlık, temel okuma ve yazma becerilerinin çok ötesine geçerek çağdaş bilgi ekonomisinde vazgeçilmez bir yetkinlik haline gelmiştir.

communication

iletişim
Effective cross-cultural communication necessitates an awareness of differing pragmatic conventions and nonverbal cue interpretations.
Etkili kültürler arası iletişim, farklı edimsel uzlaşımlar ve sözsüz ipucu yorumlamalarının farkındalığını gerektirmektedir.

broadcast

yayın
State-controlled broadcast media have historically played a pivotal role in shaping public opinion and consolidating political authority.
Devlet kontrolündeki yayın medyası, kamuoyunu şekillendirmede ve siyasi otoriteyi pekiştirmede tarihsel olarak önemli bir rol oynamıştır.

influence

etki, nüfuz
The influence of socioeconomic status on educational attainment has been consistently documented across diverse national contexts.
Sosyoekonomik statünün eğitim düzeyi üzerindeki etkisi, farklı ulusal bağlamlarda tutarlı bir şekilde belgelenmiştir.

labor

iş, işçi sınıfı
The division of labor in industrial societies has been a central concern in sociological analysis since the work of Durkheim.
Sanayi toplumlarında iş bölümü, Durkheim'ın çalışmalarından bu yana sosyolojik analizin temel bir konusu olmuştur.

outcome

sonuç
The outcome of the longitudinal study revealed a strong correlation between early childhood intervention and later academic success.
Boylamsal çalışmanın sonucu, erken çocukluk müdahalesi ile sonraki akademik başarı arasında güçlü bir korelasyon ortaya koymuştur.

attract

cezbetmek
Metropolitan areas continue to attract large numbers of migrants seeking improved employment prospects and educational opportunities.
Büyükşehir alanları, daha iyi istihdam olanakları ve eğitim fırsatları arayan çok sayıda göçmeni cezbetmeye devam etmektedir.

amend

düzeltmek, değiştirmek
The legislature voted to amend the existing statute in order to address previously unregulated aspects of digital privacy.
Yasama organı, dijital gizliliğin daha önce düzenlenmemiş yönlerini ele almak amacıyla mevcut yasayı değiştirmek için oy kullanmıştır.

bias

önyargı
Confirmation bias leads researchers to favor evidence that supports their pre-existing hypotheses while disregarding contradictory data.
Doğrulama önyargısı, araştırmacıları çelişen verileri göz ardı ederken önceden var olan hipotezlerini destekleyen kanıtları tercih etmeye yöneltmektedir.

increase

artmak, artış
A marked increase in urbanization rates has prompted scholars to reassess the sustainability of existing infrastructure in developing nations.
Kentleşme oranlarındaki belirgin artış, akademisyenleri gelişmekte olan ülkelerdeki mevcut altyapının sürdürülebilirliğini yeniden değerlendirmeye yöneltmiştir.

decrease

azalmak, azalış
A significant decrease in voter turnout among younger demographics has raised concerns about the legitimacy of representative governance.
Genç demografik gruplar arasında seçmen katılımındaki önemli azalış, temsili yönetimin meşruiyeti konusunda endişelere yol açmıştır.

development

gelişim
Sustainable development requires the integration of environmental stewardship, economic growth, and social equity into coherent policy frameworks.
Sürdürülebilir kalkınma, çevre korumacılığının, ekonomik büyümenin ve sosyal eşitliğin tutarlı politika çerçevelerine entegre edilmesini gerektirmektedir.

research

araştırma
Qualitative research methods, including in-depth interviews and participant observation, provide nuanced insights into subjective human experience.
Derinlemesine görüşmeler ve katılımcı gözlem dahil olmak üzere nitel araştırma yöntemleri, öznel insan deneyimine dair ayrıntılı içgörüler sağlamaktadır.

result

sonuç
The result of the empirical analysis demonstrated that socioeconomic background remains the strongest predictor of educational attainment.
Ampirik analizin sonucu, sosyoekonomik geçmişin eğitim düzeyinin en güçlü belirleyicisi olmaya devam ettiğini ortaya koymuştur.

treatment

tedavi, muamele
The differential treatment of minority groups within the criminal justice system has been extensively documented by sociological research.
Ceza adalet sistemi içinde azınlık gruplarına yönelik farklı muamele, sosyolojik araştırmalarla kapsamlı bir şekilde belgelenmiştir.

significant

önemli
The study identified a statistically significant relationship between parental education levels and children's academic performance.
Çalışma, ebeveyn eğitim düzeyleri ile çocukların akademik performansı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki belirlemiştir.

cause

sebep
Establishing a definitive cause of social unrest requires a multifactorial analysis that accounts for economic, political, and cultural variables.
Toplumsal huzursuzluğun kesin bir nedenini belirlemek, ekonomik, siyasi ve kültürel değişkenleri hesaba katan çok faktörlü bir analizi gerektirmektedir.

effect

etki
The long-term effect of early childhood malnutrition on cognitive development has been well established in developmental psychology.
Erken çocukluk dönemindeki yetersiz beslenmenin bilişsel gelişim üzerindeki uzun vadeli etkisi, gelişim psikolojisinde iyi bir şekilde ortaya konmuştur.

evidence

kanıt
Empirical evidence from longitudinal cohort studies supports the hypothesis that social capital mitigates the adverse effects of economic hardship.
Boylamsal kohort çalışmalarından elde edilen ampirik kanıtlar, sosyal sermayenin ekonomik zorlukların olumsuz etkilerini hafiflettiği hipotezini desteklemektedir.

supply

tedarik, kaynak, arz
The supply of affordable housing in major urban centers has failed to keep pace with the rapidly growing demand.
Büyük şehir merkezlerinde uygun fiyatlı konut arzı, hızla artan talebi karşılayamamıştır.

opportunity

fırsat
Equality of opportunity remains an aspirational ideal in societies where structural barriers continue to limit upward social mobility.
Fırsat eşitliği, yapısal engellerin yukarı yönlü sosyal hareketliliği kısıtlamaya devam ettiği toplumlarda ulaşılmak istenen bir ideal olmaya devam etmektedir.