KelimelerBağlaçlar NotlarımPremium
Ana Sayfa › Kelimeler › Sağlık › 2020

YÖKDİL 2020 Sağlık Çıkmış Kelimeler

2020 YÖKDİL Sağlık oturumunda çıkmış kelimeler, anlamları ve akademik örnek cümleleriyle. Ücretsiz çalış, not al, PDF indir.

38 kelime · 2020 Sağlık

inquiry

☆
sorgu / araştırma
A thorough inquiry into the pharmacological properties of the compound revealed its potential as an anti-inflammatory agent.
Bileşiğin farmakolojik özelliklerine yönelik kapsamlı bir araştırma, onun antiinflamatuar bir ajan olarak potansiyelini ortaya koymuştur.

fallacy

☆
yanlış düşünce / yanılgı
The assumption that correlation implies causation remains a persistent fallacy in epidemiological research.
Korelasyonun nedensellik anlamına geldiği varsayımı, epidemiyolojik araştırmalarda süregelen bir yanılgı olmaya devam etmektedir.

incentive

☆
teşvik
Financial incentives have been shown to improve patient adherence to long-term antiretroviral therapy regimens.
Mali teşviklerin, hastaların uzun süreli antiretroviral tedavi rejimlerine uyumunu artırdığı gösterilmiştir.

improvement

☆
gelişim / ilerleme
A statistically significant improvement in cognitive function was observed in patients receiving the experimental nootropic agent.
Deneysel nootropik ajan alan hastalarda bilişsel işlevde istatistiksel olarak anlamlı bir iyileşme gözlemlenmiştir.

extent

☆
boyut / genişlik
The extent of tissue damage following ischemic stroke is largely determined by the duration of vascular occlusion.
İskemik inme sonrasında doku hasarının boyutu büyük ölçüde vasküler oklüzyonun süresine bağlıdır.

suspension

☆
askıya alma / erteleme
The suspension of the clinical trial was mandated following the emergence of severe adverse events among participants.
Katılımcılar arasında ciddi advers olayların ortaya çıkmasının ardından klinik çalışmanın askıya alınması zorunlu kılınmıştır.

eradication

☆
yok etme / kökünü kurutma
The global eradication of smallpox in 1980 stands as one of the most remarkable achievements in public health history.
1980 yılında çiçek hastalığının küresel olarak eradikasyonu, halk sağlığı tarihinin en dikkat çekici başarılarından biri olarak kabul edilmektedir.

release

☆
yayma / salma / serbest bırakma
The sustained release of the active compound from the polymer matrix ensured prolonged therapeutic efficacy.
Aktif bileşiğin polimer matrisinden sürekli salınımı, uzun süreli terapötik etkinliği sağlamıştır.

complaint

☆
şikayet
The most frequently reported complaint among patients undergoing chemotherapy was persistent nausea and fatigue.
Kemoterapi gören hastalar arasında en sık bildirilen şikayet, sürekli bulantı ve yorgunluk olmuştur.

precaution

☆
önlem / tedbir
Standard precautions, including hand hygiene and the use of personal protective equipment, are essential in preventing nosocomial infections.
El hijyeni ve kişisel koruyucu ekipman kullanımı dahil standart önlemler, hastane enfeksiyonlarının önlenmesinde esastır.

succession

☆
ard arda / birbirini izleme
A succession of mutations in the viral genome can lead to the emergence of drug-resistant phenotypes.
Viral genomdaki ardışık mutasyonlar, ilaca dirençli fenotiplerin ortaya çıkmasına yol açabilir.

collision

☆
çarpışma
High-energy collision injuries, particularly those involving the cranium, are a leading cause of traumatic brain injury.
Yüksek enerjili çarpışma yaralanmaları, özellikle kraniyumu içerenler, travmatik beyin hasarının önde gelen nedenlerindendir.

conversion

☆
dönüşüm / dönüştürme
The enzymatic conversion of angiotensin I to angiotensin II is a key target in the management of hypertension.
Anjiyotensin I'in anjiyotensin II'ye enzimatik dönüşümü, hipertansiyon tedavisinde önemli bir hedeftir.

fluctuation

☆
dalgalanma
Diurnal fluctuation in cortisol levels is a well-documented phenomenon that influences metabolic and immune function.
Kortizol düzeylerindeki diürnal dalgalanma, metabolik ve bağışıklık fonksiyonunu etkileyen iyi belgelenmiş bir fenomendir.

deviation

☆
sapma / ayrılma
Any deviation from the established treatment protocol must be documented and justified in the patient medical record.
Belirlenen tedavi protokolünden herhangi bir sapma, hasta tıbbi kaydında belgelenmeli ve gerekçelendirilmelidir.

fragile

☆
kırılgan / hassas
Elderly patients with fragile bone density are at substantially higher risk of sustaining osteoporotic fractures.
Kırılgan kemik yoğunluğuna sahip yaşlı hastalar, osteoporotik kırık geçirme açısından önemli ölçüde daha yüksek risk altındadır.

profitable

☆
kazançlı / karlı
The development of orphan drugs is often not considered profitable, thereby discouraging investment by pharmaceutical companies.
Yetim ilaçların geliştirilmesi genellikle kârlı kabul edilmez ve bu durum ilaç şirketlerinin yatırım yapmasını caydırır.

confidential

☆
güvenilir
All patient medical records must be treated as strictly confidential in accordance with data protection regulations.
Tüm hasta tıbbi kayıtları, veri koruma düzenlemelerine uygun olarak kesinlikle gizli tutulmalıdır.

peculiar

☆
acayip / garip / özel eşya
The pathogen exhibited a peculiar resistance pattern that did not conform to any previously documented phenotype.
Patojen, daha önce belgelenmiş herhangi bir fenotipe uymayan tuhaf bir direnç paterni sergilemiştir.

notorious

☆
kötü şöhretli
Thalidomide is notorious for its teratogenic effects, which led to severe congenital malformations in thousands of neonates.
Talidomid, binlerce yenidoğanda ciddi konjenital malformasyonlara yol açan teratojenik etkileriyle kötü şöhretlidir.

remarkably

☆
dikkate değer şekilde
The novel immunotherapy protocol proved remarkably effective in achieving complete remission in advanced-stage melanoma patients.
Yeni immünoterapi protokolü, ileri evre melanom hastalarında tam remisyon sağlamada dikkate değer şekilde etkili olmuştur.

elaborately

☆
detaylı bir şekilde incelemek
The biochemical pathways involved in hepatic drug metabolism have been elaborately described in recent pharmacogenomic literature.
Hepatik ilaç metabolizmasında yer alan biyokimyasal yolaklar, güncel farmakogenomik literatürde ayrıntılı bir şekilde tanımlanmıştır.

ambiguously

☆
muğlak / belirsiz olarak
The diagnostic criteria for the syndrome were ambiguously defined, leading to inconsistent classification across clinical sites.
Sendromun tanı kriterleri belirsiz bir şekilde tanımlanmış olup, klinik merkezler arasında tutarsız sınıflandırmaya yol açmıştır.

sufficiently

☆
yeterli şekilde
The sample size must be sufficiently large to ensure adequate statistical power for detecting meaningful clinical differences.
Anlamlı klinik farklılıkları tespit etmek için yeterli istatistiksel güç sağlamak amacıyla örneklem büyüklüğü yeterince geniş olmalıdır.

promptly

☆
acil olarak
Sepsis must be promptly identified and treated with broad-spectrum antibiotics to reduce the risk of multiorgan failure.
Çoklu organ yetmezliği riskini azaltmak için sepsis derhal tespit edilmeli ve geniş spektrumlu antibiyotiklerle tedavi edilmelidir.

penetrate

☆
nüfuz etmek
Only a limited number of antimicrobial agents can effectively penetrate the blood-brain barrier to treat central nervous system infections.
Merkezi sinir sistemi enfeksiyonlarını tedavi etmek için yalnızca sınırlı sayıda antimikrobiyal ajan kan-beyin bariyerini etkili bir şekilde geçebilir.

overcome

☆
üstesinden gelmek
Novel combination therapies have been developed to overcome multidrug resistance in metastatic colorectal carcinoma.
Metastatik kolorektal karsinomda çoklu ilaç direncinin üstesinden gelmek için yeni kombinasyon tedavileri geliştirilmiştir.

abandon

☆
terk etmek / vazgeçmek
The investigators were compelled to abandon the trial after interim analysis revealed unacceptable levels of hepatotoxicity.
Ara analiz kabul edilemez düzeylerde hepatotoksisite ortaya koymasının ardından araştırmacılar çalışmayı terk etmek zorunda kalmıştır.

discourage

☆
cesaretini kırmak
Health authorities strongly discourage the indiscriminate use of antibiotics, as it accelerates the development of antimicrobial resistance.
Sağlık otoriteleri, antimikrobiyal direnç gelişimini hızlandırdığı için antibiyotiklerin gelişigüzel kullanımını şiddetle caydırmaktadır.

encourage

☆
teşvik etmek
Clinical guidelines encourage early mobilization of postoperative patients to reduce the risk of venous thromboembolism.
Klinik kılavuzlar, venöz tromboembolizm riskini azaltmak amacıyla ameliyat sonrası hastaların erken mobilizasyonunu teşvik etmektedir.

threaten

☆
tehdit etmek
Emerging zoonotic viruses threaten global health security by their potential to cause widespread pandemics.
Ortaya çıkan zoonotik virüsler, yaygın pandemilere neden olma potansiyelleriyle küresel sağlık güvenliğini tehdit etmektedir.

fortify

☆
güçlendirmek
Public health programs fortify staple foods with essential micronutrients to combat widespread nutritional deficiencies.
Halk sağlığı programları, yaygın beslenme eksikliklerini gidermek amacıyla temel gıdaları gerekli mikro besin öğeleriyle zenginleştirmektedir.

receive

☆
almak / teslim almak
Patients who receive timely thrombolytic therapy following acute myocardial infarction demonstrate significantly improved survival rates.
Akut miyokard enfarktüsünün ardından zamanında trombolitik tedavi alan hastalar, önemli ölçüde iyileşmiş hayatta kalma oranları göstermektedir.

make up for

☆
telafi etmek
Supplementary iron therapy may be required to make up for the nutritional deficits caused by chronic gastrointestinal blood loss.
Kronik gastrointestinal kan kaybının neden olduğu beslenme eksikliklerini telafi etmek için ek demir tedavisi gerekebilir.

cut down on

☆
kısmak / azaltmak
Patients with hypertension are advised to cut down on dietary sodium intake to achieve better blood pressure control.
Hipertansiyonlu hastalara, daha iyi kan basıncı kontrolü sağlamak için diyetteki sodyum alımını azaltmaları önerilmektedir.

get away with

☆
yaptığı yanına kar kalmak
Pharmaceutical companies should not be permitted to get away with concealing unfavorable data from clinical trials.
İlaç şirketlerinin klinik çalışmalardan elde edilen olumsuz verileri gizlemesine göz yumulmamalıdır.

look around for

☆
bakınmak / araştırmak
Researchers continue to look around for novel biomarkers that could facilitate the early diagnosis of pancreatic adenocarcinoma.
Araştırmacılar, pankreas adenokarsinomunun erken teşhisini kolaylaştırabilecek yeni biyobelirteçler aramaya devam etmektedir.

come down with

☆
hastalığa yakalanmak / yatağa düşmek
Healthcare workers who lack adequate protective equipment are more likely to come down with nosocomial respiratory infections.
Yeterli koruyucu ekipmandan yoksun sağlık çalışanlarının hastane kaynaklı solunum yolu enfeksiyonlarına yakalanma olasılığı daha yüksektir.